DİNİN DOÄžRU ANLAÅžILMASI İÇİN SAÄžLIKLI BİR KAYNAÄžA İHTİYAÇ VAR GÜNDEM 26 Subat 2024 - 11:16 0
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ÖÄŸretim Görevlisi Prof. Dr. KaÅŸif Hamdi Okur, dinin doÄŸru anlaşılması için saÄŸlıklı bir kaynak ve yöntem anlayışına ihtiyaç duyulduÄŸunu söyledi. İmam Hatip Lisesi ve İlahiyat Fakültesi Kurma ve Koruma Vakfı (İMVAK) tarafından “Kur’an İslamı Ne Demektir?” konulu konferans düzenlendi. Konferansa İlahiyat Fakültesi ÖÄŸretim Görevlisi Prof. Dr. KaÅŸif Hamdi Okur, konuÅŸmacı olarak katıldı. Yaklaşık iki asırdan bu yana İslam dünyasında yaÅŸanan problemler, askeri, siyasi ve ekonomik alanda karşılaşılan baÅŸarısızlıklar Müslümanları bu durumun sebepleri üzerinde kafa yormaya mecbur ettiÄŸini dile getiren Prof. Dr. KaÅŸif Hamdi Okur, “BaÅŸarısızlığın sorumluluÄŸunu doÄŸrudan dine fatura eden marjinal bir azınlığın yanı sıra büyük ölçüde dinin yanlış anlaşıldığı ve yorumlandığı fikri de geniÅŸ kitlelerde makes bulmuÅŸtur. Sorunu aÅŸmak için ileri sürülen teklifler arasında, tarihi süreç içerisinde nasların (ayet ve hadislerin) anlaşılmasına yönelik geliÅŸtirilen anlama yöntemlerini (usûl) ve bu yöntemler sonucu elde edilen yorumları ve yaklaşımları paranteze alarak doÄŸrudan naslara yönelmek, nasların zâhirine ve lafızlarına sığınmak düÅŸüncesi de yer almıştır. Bu düÅŸünce de zaman içerisinde kendi bünyesinde farklı tonlara bürünmüÅŸ, Kur’ân ve Sünnet’e dönüÅŸ taraftarlarının yanında, İslam’ın Kur’an’dan ibaret olduÄŸunu savunanlar da boy göstermiÅŸtir. ÇeÅŸitli versiyonlara bürünerek günümüze kadar gelen bu damar Türkiye’de, artık bir söylem haline getirdiÄŸi “indirilmiÅŸ din” ve “uydurulmuÅŸ din” karşıtlığından beslenerek bir popüler kültür fenomeni haline gelmiÅŸtir. Tarih içerisinde üretilmiÅŸ yorumları “uydurulmuÅŸ” kategorisine sokan bu söylem sahiplerinin nasların zâhirinden ürettikleri kendi yorumlarını “indirilmiÅŸ” olarak nitelemeleri oldukça problemli bir durumdur. Herhangi bir usûlden vareste olarak nasların zâhirine sığınmak kimi zaman ayet ve hadisleri batıni/ezoterik yaklaşımların malzemesi haline getirmekte, kimi zaman ise nasların radikal devrimci örgütler tarafından birer slogan haline getirilmesine zemin hazırlamaktadır. Her iki yaklaşım sahiplerinin de müntesiplerine doÄŸrudan ve sadece Kur’ân’ı okumalarını öÄŸütlemeleri oldukça dikkat çekicidir. Mevcut tablo dinin doÄŸru anlaşılması için saÄŸlıklı bir kaynak ve yöntem anlayışına duyulan ihtiyacın önemini ortaya koymaktadır” dedi. Türkiye’de Osmanlı modernleÅŸmesi süreci içerisinde Kur’an’a dönüÅŸ vurgusu yapılmakla, yenileÅŸme taraftarı Batıcıların kendilerini “Hakâik-i Kur’âniyye (Kur’ân hakikatları) dindarları” olarak tanımlamakla birlikte, sistematik bir düÅŸünce olarak “Kur’ân’a dönüÅŸ” hareketinin Cumhuriyet döneminde, ilahiyat alanında akademik çalışmalar yapılmaya baÅŸladıktan sonra filizlendiÄŸini anlatan Prof. Dr. Okur, “Ancak Türkiye’de “Kur’âncılık Söylemi” farklı varyantlarla kendisine taraftar bulmuÅŸtur. Bu baÄŸlamda “Kur’ân’a DönüÅŸ Hareketi” ile “Kur’ân İslam’ı” söylemi arasında ayrım yapmayı gerektiren önemli bir nokta vurgulanmalıdır. Kur’an’a dönüÅŸ söylemi içerisinde deÄŸerlendirilen yukarıdaki isimler Kur’ân’ın ana kaynak olduÄŸuna vurgu yapmakla beraber, temellendirilmesinde ve bazı detaylarda görüÅŸ ayrılıkları olmakla birlikte, Hz. Peygamber’in Kur’ân’ı açıklayıcı fonksiyonunu “prensip olarak” inkâr etmemektedirler. Ancak Kur’ân’a aykırı olduÄŸunu düÅŸündükleri birçok hadisi ve bu hadislere dayalı hükümleri reddetmekte bir sakınca görmemektedirler. “Kur’ân İslam’ı” söylemine göre ise dinin tek kaynağı Kur’an’dır. Kur’ân’da olmayan bir ÅŸey dinde yoktur. Hem Kur’an’a dönüÅŸten bahsedip hem de Sünnet’in açıklayıcı fonksiyonunu gündeme getirmek bir çeliÅŸkidir. Kur’ân’a uygun hadislerin olabileceÄŸi iddiası ise tam bir safsatadır. Bu çeliÅŸkiden kurtulmak için “Kur’ân, tüm Kur’ân, baÅŸka ÅŸey deÄŸil sadece Kur’ân” diyen gerçek Müslümanların sayısının artması gerekmektedir. GörüldüÄŸü üzere, her iki eÄŸilim arasındaki bu önemli fark iki grubu da ayrı ayrı incelemeyi gerektirmektedir” diye konuÅŸtu. “Gerek “Kur’ân’a dönüÅŸ” gerekse “Kur’ân İslam’ı” söylemleri, “Mushaf” üzerinde ÅŸekillenmiÅŸ bir “Kur’ân” ve rivayet külliyatı üzerinde ÅŸekillenmiÅŸ bir “Sünnet” algısından hareket etmekte, nüzul ve metinleÅŸme süreçlerini yeterince dikkate almamaktadır” diyen Prof. Dr. Okur, “Her iki akımın da çaÄŸdaÅŸ dünyanın verili durumundan etkilendiÄŸi, bu durumla İslam hükümleri arasındaki gerilimi azaltacak bir portre ortaya koymaya çalıştığı gözlemlenmektedir. Fıkıh usulü baÄŸlamında meseleye yaklaşıldığında, birinci söylemin ciddi hatalar ve sapmalar barındırdığını, ikinci söylemin ise temel kabulleri açısından fıkıh usulünün belirlediÄŸi çerçeveyle baÄŸdaÅŸmasının mümkün görünmediÄŸini ifade edebiliriz” ifadelerini kullandı. Konferansı Vali Doç. Dr. Zülkif DaÄŸlı, Belediye BaÅŸkanı Dr. Halil İbrahim AÅŸgın, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Türk Ocağı BaÅŸkanı Prof. Dr. İrfan ÇaÄŸlar ve davetliler izledi.
X
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.
X
Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
FOTO GALERİ
SON DAKİKA HABERLERİ
|